Tipik bir Fransız filmi, öyle olduğunu bilseydim izlemezdim. Sonu niye bitti, nasıl bitti; anlamadığım bir film. Son derece sıkıcı...
Vor der Morgenröte
- 20B
- 67
- 7
Film, Nazi baskısından kaçan Stefan Zweig’in Buenos Aires, New York ve Brezilya arasında geçen sürgün yıllarını anlatıyor. Film, Avusturyalı Yahudi bir aydın olan Zweig ve eşinin sürgünde geçen 15 yılına, birlikte intihar ettikleri 1942’ye dek süren sonu gelmeyen yolculuklarına ve yazarın "Yeni Dünya"da kendine bir yuva bulmaya çalışırken, Nazi Almanya’sındaki gelişmeler karşısındaki felsefi duruşuna odaklanıyor. Avusturya’nın Oscar adayı olan Şafak Sökmeden, Aimée ve Jaguar ile tanınan Alman oyuncu Maria Schrader’in yönettiği ikinci film.
- Senaryo
- Jan Schomburg
- Tarih
- 2016
- Süre
- 1 sa 46 dk
- Ülke
- Avusturya
- Dil
- Türkçe Altyazı
Yorumlar
5Çok sevdiğim bazı kitapların yazarı Stefan Zweigin hayatının bir bölümünü anllattigi için izledim. Satranç, olağanüstü bir gece ve amok koşucusu en sevdiklerimden... Film olarak çok iyi diyemem ama benim gibi yazarı sevenler için bir öneri olabilir.
Eskiden 4-5 yılda bir Nazi zulmü ve yahudi masum insanların katledilişleri üzerine film seyreder ve bunlardan ders alırdık. Ancaak son birkaç yıldır bu konuda yılda 4-5 film birden seyreder olduk. Biz ders alır pay çıkarırız fakat zulme uğrayanlar şu an zulmün en büyüğünü yapıyorlarsa bu filmler neye ve kime hitap edecek? Sinemayı hayatın kendisinden bağımsız tutmayanlar için (en azından kendi adıma )bu filmlerin narkoz etkisini artık kabul etmiyorum. Plajda sadece gözdağı vermek için katledilen filistinli çocuklar için de bir yapım bekiyoruz. Füzelere karşı sapanla mücadele iyi bir konu ama Mel Gibson gibi piyasadan dışlanmayı göze almakta her babayğidin harcı değil.
Çok sevdiğim bazı kitapların yazarı Stefan Zweigin hayatının bir bölümünü anllattigi için izledim. Satranç, olağanüstü bir gece ve amok koşucusu en sevdiklerimden... Film olarak çok iyi diyemem ama benim gibi yazarı sevenler için bir öneri olabilir.
Eskiden 4-5 yılda bir Nazi zulmü ve yahudi masum insanların katledilişleri üzerine film seyreder ve bunlardan ders alırdık. Ancaak son birkaç yıldır bu konuda yılda 4-5 film birden seyreder olduk. Biz ders alır pay çıkarırız fakat zulme uğrayanlar şu an zulmün en büyüğünü yapıyorlarsa bu filmler neye ve kime hitap edecek? Sinemayı hayatın kendisinden bağımsız tutmayanlar için (en azından kendi adıma )bu filmlerin narkoz etkisini artık kabul etmiyorum. Plajda sadece gözdağı vermek için katledilen filistinli çocuklar için de bir yapım bekiyoruz. Füzelere karşı sapanla mücadele iyi bir konu ama Mel Gibson gibi piyasadan dışlanmayı göze almakta her babayğidin harcı değil.





