Bu filmde ve diğer ikisinde de hiçbir şey anlaşılmıyor. Kurgu sıfır. Oyunculuk yok. Film çekim kalitesi 1980 düzeyinde. Senaryoda faklı insan tiplemelerini anlatmaya çalışmış ama başı sonuna bağlanamıyor. Roy Andersson yönettiği filmler hep buna yakın bizim anlayışımızın dışında belki kendi de anlayamıyordur, kim bilir. Ben merağımdan seyrettim ama çaok sıkıldım yine, pek tavsiye edilecek birşey de yok aslında.
En duva satt på en gren och funderade på tillvaron İnsanları Seyreden Güvercin
- 17B
- 397
- 2
Sam ve Jonathan ellerinde bavullarıyla insanlara onları eğlendirecek ürünler satmaya çalışan iki gezgin satıcıdır. Satmaya çalıştıkları ürünler vampir dişleri ya da canavar maskeleri gibi klasikleşmiş oyuncaklardan oluşmaktadır. Lakin ironik bir biçimde gerçekte ne Sam ne de Jonathan mutludur. İşleri ise çok da parlak değildir. Zira ikisi de satış konusunda pek becerikli değildir, üstüne yalan söylemek konusunda da başarılı değildirler. İnsanları bu eğlenceli ürünleri almak için ikna etmenin yollarını aramaya devam ederler. Bundan böyle biraz daha süslü laflar bulup kapı kapı dolaşmayı deneyeceklerdir, bu esnada da çevrelerinde garip şeyler yaşanmaya başlar.
- Senaryo
- Pernilla Sandström
- Tarih
- 2014
- Süre
- 1 sa 41 dk
- Ülke
- İsveç
- Dil
- —
Yorumlar
11Roy Andersson dan Kıta avrupasının birbirini tekrar eden yaşamına absürd bir gönderme. Filmin ve Kuzey Avrupa'nın fihristesi mahiyetinde bir Jonathan :) hiç bir zaman ve "doğal olarak" olması gereken yerde olamayan kaptan ve mesajsız telefonlar... İlginç bir yaşayanlar hikayesi daha
Roy Andersson'a teşekkür ediyorum. Üçlemesi; adına son çalışması... Farklılıkları bir araya getirip,zihni saat gibi çalışmaya zorluyor. Her parça önemli...
Totariteyi anlatışı müthiş...Değişik bir film, her sahne didaktik bir öğretiye sahip...Sonradan bağlantılar da kurulabiliyor...Yerel sorunlar çok iyi gözlenmiş ama dil büyüyemiyor, çoğalamuyor. Hüzün ve acı coşkuyla buluşamuyor bir türlü...Belki buluşuyor da ben anlayamadım...İzlenmeli, güzel yine de....
Her sahnesinde günümüz karmaşasına yapılmış eleştiriyi görmemek mümkün değil. Eleştiri dozu çok yüksek bir film. Bu eleştiriyi zıtlıklarla vermiş dahi yönetmen. Zengin-Fakir, Mutlu-Hüzünlü, Siyah-Beyaz, Savaş-Barış, Galibiyet-Mağlubiyet, Liderlik-Eziklik ve daha nicesi... Aslında filmin dili çok basit. Sadece sabredip sonuna kadar izleyin.
Filmi anlayabilmek ve anlamlandırabilmek çok güç, size izlerken ya bir duayen lazım ya da tüm sinemayı yalayıp yutmak. Parça parça filmdeki eleştirel tavrı ve yaklaşımları çözebilmiştim. Ancak göremediğim onlarca detayı bu film için yazılmış beyazperde sitesindeki "Ali Ulvi Uyanık" rumuzlu veyahut adlı şahsın yazdıkları ile filme olan merakım daha bi arttı. Saklı ve gizli cennet dedikleri bu olsa gerek. Cidden Ali Ulvi Uyanık beyin yazısını bir solukta okudum. İnternetten araştırın sizde okuyun bence.
çok ağır bana göre değil
Farklı kurgu ve konusu olan bir film fakat elbette İsveç sinemasının hakkını verecek kalitede, herkese hitap etmeyebilir.
Her sahnesinde günümüz karmaşasına yapılmış eleştiriyi görmemek mümkün değil. Eleştiri dozu çok yüksek bir film. Bu eleştiriyi zıtlıklarla vermiş dahi yönetmen. Zengin-Fakir, Mutlu-Hüzünlü, Siyah-Beyaz, Savaş-Barış, Galibiyet-Mağlubiyet, Liderlik-Eziklik ve daha nicesi... Aslında filmin dili çok basit. Sadece sabredip sonuna kadar izleyin.
Filmi anlayabilmek ve anlamlandırabilmek çok güç, size izlerken ya bir duayen lazım ya da tüm sinemayı yalayıp yutmak. Parça parça filmdeki eleştirel tavrı ve yaklaşımları çözebilmiştim. Ancak göremediğim onlarca detayı bu film için yazılmış beyazperde sitesindeki "Ali Ulvi Uyanık" rumuzlu veyahut adlı şahsın yazdıkları ile filme olan merakım daha bi arttı. Saklı ve gizli cennet dedikleri bu olsa gerek. Cidden Ali Ulvi Uyanık beyin yazısını bir solukta okudum. İnternetten araştırın sizde okuyun bence.





