bu neee yawww film zannettim...
A Glitch in the Matrix
- 26B
- 30
- 13
Room 237 ve The Nightmare ile tanınan yönetmen Rodney Ascher, bu kez Matrix konusuna el atıyor. Matrix, bugüne kadar yüzlerce farklı felsefeci, araştırmacı, teorisyenin mümkün olabileceğini düşündüğü yaşam üzerine olan teorilerden biri. Bu teoriye göre, hepimizin hayatı aslında bir bilgisayar ekranından yönetiliyor olabilir. Her şeye gücü yeten üstün varlık inancı, Matrix teorisini her ne kadar uçuk kaçık bir düşünce olsa da bugüne kadar desteklemiştir. A Glitch In The Matrix belgeseli de bu konuyu deşmeyi tercih ediyor.
- Senaryo
- Ross M. Dinerstein
- Türler
- Tarih
- 2021
- Süre
- 1 sa 48 dk
- Ülke
- Amerika
- Dil
- Türkçe Altyazı
Yorumlar
6Mükemmel bir belgesel. Bütün görüş ve algılayış biçimimi değiştirdi. Bilimsel ve materyelist açıdan yaklaşım biçimiyle tamamen şu anda yaşananların bir simlasyondan ibaret olabileceğinin farklı bir ispatlama çabasıyla anlatan belgesel.
Mükemmel bir belgesel. Bütün görüş ve algılayış biçimimi değiştirdi. Bilimsel ve materyelist açıdan yaklaşım biçimiyle tamamen şu anda yaşananların bir simlasyondan ibaret olabileceğinin farklı bir ispatlama çabasıyla anlatan belgesel.
İkna, şok edicilik, uyanış, bittikten sonra derin düşünce ve ilginçlikten uzak. philip k. dick ile ilgili daha çok araştırma yapacağım bu belgeselin bana kattığı tek şey bu oldu. röportaj çeşitliliği ve derinliği kısıtlı. felsefi açıklayıcılık da yok. Çirkin animasyonlardan ziyade daha gerçekçi, daha çeşitleyici bir yaklaşımla yapılsaydı daha iyi olurdu bence. etkilenmedim. açıkcası çok da hoşlanmadım.
Bu filmin yönetmeni biraz komplocu bir arkadaştır. freud’un teorilerinin toplumu etki ve kontrol altına almak için nasıl kullanıldığını anlatan century of the self belgeseli de kendisine aittir ve o belgeselde de ucundan da olsa matrix’i oluşturan yapı taşlarına değinir. ancak century of the self bana göre çok daha açıklayıcı, çok daha şok edici bir yapımdır. bu yapım için aynı şeyi diyemem ama nasıl algılarımızla oynandığı, tüketim toplumunun nasıl oluştuğunu idrak edebilmek için o belgeselin mutlaka izlenmesi gerekir. A glitch in the matrix, yaşadığımız dünya aslında simülasyon mu sorusunun cevabını arıyor. başlıkta da yer alan ve ‘glitch’ dediğimiz olay ise matrix filminde neo’nun yaşadığı dejavu’nun neden olduğunun açıklanma biçimi. beni en çok şaşırtan ise philip k dick’in yani total recall, minority report, blade runner filmlerindeki ana fikrin yaratıcısının the man in the high castle kitabını yazarken böyle bir dünyanın gerçekten var olmuş olduğuna inanmasını ve rüyalarında gördükten sonra bu eserleri kaleme almasını itiraf etmesiydi. bunca muhteşem eserin sahibi gerçekliğimizin 2. dünya savaşı sırasında değiştirildiğini düşünüyor ve bu öylesine bir düşünce de değil, hayatını bu fikrin etrafında şekillendiriyor. william iriwin’in matrix ve felsefe kitabını okumuştum ağır bir kitapt ancak beni etkileyen bazı bölümler ve örnekler hala aklımda. bu yapımda da kitaptaki örneklerin kullanıldığını görüyorum. Genel itibariyle benim için çok ufuk açıcı bir yapım değil. tartışılan konunun iknası için verilen örneklerin çoğu yetersiz kalmış. eğer yaşantımız bir simülasyon ise bunu kabul edebilmemiz için yeterince ikna edici bir belgesel olmamış.
bu filmin yönetmeni biraz komplocu bir arkadaştır. freud’un teorilerinin toplumu etki ve kontrol altına almak için nasıl kullanıldığını anlatan century of the self belgeseli de kendisine aittir ve o belgeselde de ucundan da olsa matrix’i oluşturan yapı taşlarına değinir. ancak century of the self bana göre çok daha açıklayıcı, çok daha şok edici bir yapımdır. bu yapım için aynı şeyi diyemem ama nasıl algılarımızla oynandığı, tüketim toplumunun nasıl oluştuğunu idrak edebilmek için o belgeselin mutlaka izlenmesi gerekir. a glitch in the matrix, yaşadığımız dünya aslında simülasyon mu sorusunun cevabını arıyor. başlıkta da yer alan ve ‘glitch’ dediğimiz olay ise matrix filminde neo’nun yaşadığı dejavu’nun neden olduğunun açıklanma biçimi. bu sitedeki filmlerin altına yapılan yorumlara bakacak olursak, yani siteye giriş yapan kitleyi göz önüne alırsak, bu filmi sonuna kadar izleyecek 5 kişi dahi zor çıkacaktır. sadece konuya ilgisi olanlar merakla izleyeceklerdir. diğerleri zaten ‘abi ne anlatıyor, hayatımızdan 90 dakika çalındı’ derler. oysa yapım çalınanın 90 dakika değil, hayatın olduğunu sana anlatıyor. anlayabilene işte. beni en çok şaşırtan ise philip k dick’in yani total recall, minority report, blade runner filmlerindeki ana fikrin yaratıcısının the man in the high castle kitabını yazarken böyle bir dünyanın gerçekten var olmuş olduğuna inanmasını ve rüyalarında gördükten sonra bu eserleri kaleme almasını itiraf etmesiydi. bunca muhteşem eserin sahibi gerçekliğimizin 2. dünya savaşı sırasında değiştirildiğini düşünüyor ve bu öylesine bir düşünce de değil, hayatını bu fikrin etrafında şekillendiriyor. ben henüz ilkokula giderken matrix filminden etkilenip, william iriwin’in matrix ve felsefe kitabını okumuştum. o yaştaki bir çocuk için konusu itibariyle ağır bir kitaptı ancak beni etkileyen bazı bölümler ve örnekler hala aklımda. bu yapımda da kitaptaki örneklerin kullanıldığını görüyorum. genel itibariyle benim için çok ufuk açıcı bir yapım değil. tartışılan konunun iknası için verilen örneklerin çoğu yetersiz kalmış. eğer yaşantımız bir simülasyon ise bunu kabul edebilmemiz için yeterince ikna edici bir belgesel olmamış.









